İçeriğe geç Altbilgiye atla

“Bir Sezondan Fazlası: Samsunspor’un Karakter Sınavı”


2025-2026 sezonu Samsunspor’umuz adına sadece bir futbol hikâyesi değil, aynı zamanda bir karakter sınavıydı. Geçtiğimiz sezon ligi üçüncü bitirmemizin tesadüf olmadığını gösterdiğimiz bu sınavı hem lig hem Avrupa hem de kupada yarışarak ve iyi pozisyonlarda tamamlayarak başarıyla geçmiş olduk.
Alman teknik adam Thomas Reis’in takıma kazandırdığı kimliği koruyarak sezona başladık. Avrupa ligi Play-Off turunda Panathinaikos karşısında her ne kadar elenmiş olsak da oynadığımız futbol kaldığımız yerden devam edeceğimizin sinyallerini göstermişti. Öyle ki bu kazanılmış oyun kimliği ligde ilk 14 haftada sadece 1 mağlubiyet almış, Konferans Ligi’nde 3’te 3 ile başlayan bir Samsunspor izletti bizlere.
Aralık ayına geldiğimizde rüzgâr tersine esmeye başladı. Yoğun maç fikstürü altında zaten çok da geniş sayılamayacak kadromuza bir de sakatlıklar eklenince takımımız tempoyu kaldıramamaya ve alışılagelmiş oyunumuzu sahaya yansıtamamaya başladı. Aynı zamanda takımımızın sezon başından beri en etkili isimlerinden biri olan Musaba’nın transfer dedikoduları ayyuka çıkınca istikrarsız sonuçlar almamız kaçınılmaz oldu.
Devre arasında yapılacak transferler takımın tekrar ayağa kalkması adına büyük önem taşıyordu. Evet, devre arasında transfer yapmak zordur ancak en etkili kanat oyuncumuzu gayet iyi bir rakama sattığımız bir ortamda nokta atışı yapılacak transferler oynanan oyun ve alınan sonuçlar karşısında oldukça elzem gözüküyordu. Ne yazık ki transfer ekibi bu konuda başarılı olamadı ve fark yaratacak oyuncuları takımımıza kazandıramadı.
Aralık ayından devre arası transfer sezonunun bitimine kadar olan süreçte takımımız 9 maçta sadece 1 galibiyet alabilmişti. Antalyaspor karşısında aldığımız 3-1’lik mağlubiyet bir devrin sonunu getirmiş, bize büyük sevinçler yaşatan teknik direktörümüz Thomas Reis ile yollar ayrılmıştı. Özellikle hocanın da son haftalardaki mental yorgunluğu saha kenarından görülüyordu. İster istemez sahaya da yansıyan bu durum, ayrılığı da kaçınılmaz kılmıştı.
Başkan Yüksel Yıldırım, Alman ekolünden devam ederek tecrübeli teknik adam Thorsten Fink’i göreve getirdi. Fink’in oyun stilini takıma yansıtması zaman alacaktı, zaten kendisi de istediği takımın oluşması için iki transfer dönemine ihtiyacı olduğunu dile getirdi. Yine de takıma kendi dokunuşlarını katması gerekiyordu ki yeni sezonda bizlere ayağı yere sağlam basan bir Samsunspor izletebileceğini gösterebilmesi açısından önemliydi. İşte tam olarak bu dokunuşları özellikle Beşiktaş ve Galatasaray karşısında oynanan futbol ve alınan galibiyetlerde görmüş olduk. Ligdeki son 6 maçta alınan 5 galibiyet bizleri yeni sezonda daha da güçlü bir Samsunspor izleyebileceğimiz konusunda umutlu bir bekleyişe sürükledi.
Geride bıraktığımız bu sezonda özellikle transfer konusunda gereken dersler çıkarılmalı, potansiyel oyuncularla tecrübeli oyuncular harmanlanarak rekabetçi ve doğru bir kadro mühendisliğiyle sezona başlanmalıdır. Ayrıca sezon içinde yaşanan yönetim-taraftar kopukluğu giderilmeli, taraftarın sesine kulak verilmelidir. Çünkü Samsunspor, doğru yönetildiğinde sadece maç kazanan değil; şehirle birlikte büyüyen bir futbol hikâyesidir. Sezon sonuna doğru bu bağlamda atılan doğru adımların sürekliliğini ve yeni sezonda devamlılığını temenni ediyorum.
Sözlerimi bitirirken takımımızdan ayrılan, sahadaki karakteriyle Samsunspor tarihinde iz bırakan büyük kaptan Zeki YAVRU’ya, zaman zaman eleştiri odağı olsa da yeteneği ölçüsünde elinden geleni yaptığına inandığım Soner GÖNÜL’e, stoper tandemimizin vazgeçilmez isimlerinden olan ve efendiliğiyle yer eden Lubomir SATKA’ya ve takımımıza önemli katkılar yapan ve başarıda pay sahibi olan Olivier NTCHAM’a gösterdikleri gayret ve özveri için teşekkürlerimi sunuyorum. Daha aydınlık günlerde görüşmek dileğiyle, sağlıcakla kalın…


Sercan GÜNSELİ

Yorum bırakın

Üni-Sam'dan Gelen Bildirimleri Etkinleştir Evet Hayır